Türk Rock Müziğinde neler oluyor!

Türk Rock Müziği Neden Yıllar Boyunca Sağlam Bir Gelişim Gösteremedi?

Ülkemizin rock müziği, neden yurt dışındaki emsalleri gibi bir gelenek yaratmadı? Neden çağlar boyu yaşamını sürdürebilecek albümlerin sayısı fazla olmadı?

Akla ilk gelen sebepler

1) Elalem ne der hapishanesi

Toplumumuz bu hapishanenin gardiyanları tarafından yönetiliyor. dolayısıyla gençler istedikleri müzikleri yapmakta hep bir ikilem içindeler. bu sadece müzik değil, genelin dışında kalan her türlü davranış, giyiniş, düşünce bu gardiyanlar tarafından yargılanacağı için herkes suya sabuna dokunmaktan, farklı olmaktan çekiniyor.

2) Arabesk /kaderci toplum yapısı

Belini doğrultamamış, ekonomik ve sosyal refaha ulaşamamış toplumlar sancılara gebe, mutsuzluğa mahkumdur. maddi kaygılar insanları temel yaşam standartlarında tutmaya yetmezken insanlar hobilere, değişik alt kültürlere ilgi duymamıştır. duysa bile bunun tezahürü arabesk olarak kendini göstermiştir. bu maddede bahsettiğim bahsettiğim olumsuz hayat koşulları insanları isyan etmeye yöneltiyor fakat bizdeki sorgulama ve isyan duygusu kaderciliğe vurgu yapar. halbuki rock müzikte isyan güçlü kalmaya, umut vermeye dönüktür. arabesk ve rock anlayış ince ip üzerinden iki farklı yola ayrılmaktadır.

3) Sektörleşememiş müzik dünyası

Vizyonsuz unkapanı tüccarları, televizyon dönemi kral tv hakimiyeti, yeteneksiz insanların fiziksel/magazinel gerekçelerle pompalanması, yetenekli olanlarının müziğine müdahil olunması… rock müzik dünya genelinde pop kadar ana akım olamamıştır, bunu kabul edelim. türk rock’ı da bundan payını almıştır.

Rock müzik bateri & gitar ikilisinden ibaret değil deyip şu pop yaptı, bu rock yapmadı, öteki azıcık rock yaptı diye düşünceler çıkabiliyor. bu da aslında rock müziği eksik yorumlamaktan kaynaklanıyor.

Rock müzik distortion’ı full’lemek, bateride speed metal tonları çalmaktan geçmiyor ne yazık ki. rock sound’la sınırlanmayan bir düşünce, yaşam felsefesi olarak yorumlanmalıdır. bakıldığında funda arar’ın da pek çok şarkısında gitar tonları hiç de fena değildir, gürültülü duyulur müzik ama anlattığı? verdiği mesaj? tabii ki yok. bir de aşk her şeyi affeder mi örneğine bakalım. şarkının aranjesinde bile gitar yoktur ama bir kadının türk toplumuna çıkıp seni dün gece aldattım diye haykırması o dönem için çok güçtür ve bu tutum olarak ele alındığında rock bir anlayıştan beslenir. ya da özlem tekin’in ilk albümünü ele alalım. sound olarak pop olmakla birlikte içerisinde herkes şanslı doğmuyor, kime ne, sebepsiz savaş, duvaksız gelin gibi toplumun görmezden geldiği mevzuları ele alır. dolayısıyla gençler, bunu sound’dan ayırmanız gerekiyor artık. gidin bir sokak şarkıları albümünü açın…

Popülarite

En önemli sebebi rock müziğin 90’lar ve 2000’li yılların ortalarındaki popülaritesini kaybetmesi. müzik pazarındaki en önemli rakibi olan pop müzik zaten adı üstünde her zaman popülerdi ama artık başka bir müzik tarzı da popülerleşti. yeni nesil ağırlıklı olarak rap dinliyor. bu durum da rock müziğin tüketimini azalttı. kârlılık düştüğü için rock albümleri yapımcıların tercih ettiği albümler değil.

Türk rock’ı 2010’a kadar çok kaliteli albümler çıkardı aslında. mor ve ötesi’nin gül kendine, pentagram’ın bir, duman’ın belki alışman lazım, dorian’ın yeniden hayata adlı albümleri gibi… o dönemler çok sayıda iyi grup vardı ve düzenli olarak içerik üretiyorlardı. şimdi bu grupların bir kısmı dağıldı, bir kısmı müziklerini arabesk ve pop gibi türlere kaydırdı, bazıları kendini tekrara düştü. şu an çıkan albümler deli gömleği grubunun demo albümü olan soytarı’dan iyi değiller ki deli gömleği grubunu çoğu insan bilmez bile. durum o kadar acınası kısacası. ne yazık ki kaliteli içerik üretmedikleri sürece de bu gidiş devam edecek.

Sektörün içinden biri anlatıyor

30 yıldır sahne yapan, kısa süreli onlarca grubumum, bir tanesi 10 yıllık diğeri de 8 yıllık iki de uzun soluklu grubum oldu…

Müzikle uğraşıyorsanız ve de tek işiniz bu ise yaşamak için mekanlarda sahne yapmak zorundasınız… uzun soluklu grubumumla konsept ve beste grubu olarak işe başladık amma velakin mekanlardan sürekli kovuldukça bir de bakmışız ki cover grubu olmuşuz. sahne yaparken ne zaman bestelere veya özgün cover’lara yer versek, müşterilerden ve de mekan sahibinden sürekli tabiri caiz ise “piyasa ” çalmamız istendi. ve soğuduk otomatikman…

Bir ara gözü iyice kararttık, albüm yapalım dedik elde 70-80 civarı kayıtlı bestemiz var, elbet biri bir yerden patlar dedik, gezmediğimiz yapımcı kalmadı konu hep aynı: “göze batacak fark yaratacak bir şeyler yapmamamız.” bizi şekillere mi sokmak istediler, solistimize gay havası mı vermeye çalıştılar, komik kıyafetlere mi sokmaya çalıştılar, neler neler… ve de tabi çok sağlam 2 tane cover şarkı koyma şartı. sebep, albümün satması için gerekliymiş. tabi biz kafamıza uymayanlara hayır dedikçe kapılar yüzümüze kapandı.

Bu konuda dirayetli bir arkadaşlarımız bir şekilde elde avuçta ne varsa yatırıp cover’sız çıkardılar bir albüm, ama bir klibi bir yerlerde oynatmak para, bir programa çıkmak para her şeyin para olduğu dönemde şirket de arkalarında durmadığı için albüm elde patladı, beş parasız kaldılar.

Başka bir arkadaş grubumuz, ki 3 tane albüm çıkardılar ve de bir dönem bayağı ünlendiler, sonraki 2 albüm iş yapmadı, ilk albüm gazıyla bir miktar mutlu oldular, geçen yıl karşılaştığımızda konuştuk: “keşke sadece barlarda çalan bir müzik grubu olarak kalsaydık” diye dert yandılar.

Şu an çok ünlü birinin gitaristliğini yapan yakın arkadaşımın dediğine göre şu an aktif müzisyenlerin % 95’i durumlarından şikayetçiler, verdikleri emeklerin karşılıklarını alamadıklarını söylüyorlarmış.

müzik ve de beste, sakin kafa ve yoğun duygu ile yapılır. Kafası geçinme ile meşgul, yarın ne yiyeceğini düşünen müzisyen mi üretim yapabilecek?

Sadece rock değil

olayı sadece rock’a indirgemek sığ bir yaklaşım olur. klasik müzik, enstrümantal müzik, jazz müzik de gelişmiyor ona bakarsanız hatta yeni nesil türk sanat müziği, türk halk müziği de dinlemiyor artık.

sebebi ise eğitim. hasan ali yücel klasikler dizisi kitaplarının başına iliştirdiği önsözde şöyle der; “hümanizma ruhunun ilk anlayış ve duyuş merhalesi, insan varlığının en müşahhas şekilde ifadesi olan sanat eserlerinin benimsenmesiyle başlar.” biz hangi okulda müziğe, resme, heykelciliğe ya da bir başka çağdaş sanata gerekli vakti verip bu bilinci öğrencilere aşılıyoruz ki? ne verdik de ne bekliyoruz.

ne diyor aga: “sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” üstüne var mı?

Genel bir değerlendirmeyle bitirelim

Türk rock’ının gelişim gösterememe sebepleri rock kültürünün bu ülkeye gelememesi, toplum tarafından benimsenmemesidir.

Rock sadece bir müzik türü değildir. gitar ve baterinin oluşturduğu sesten daha fazlası vardır. Bir kültür, bir anlayış. biz “rock n’ roll” dediğimizde aslında onun ortaya çıkmasında etkili olan bir kültürden de bahsederiz. işte bu rock kültürü türkiye sınırları içerisinde hiçbr zaman var olamadı. bu sebeple türkiye’de o bildiğimiz klasik rock hiç üretilemedi.

Türk rock müziğinin geçmişine baktığımızda, dünyada the beatles, the rolling stones, led zeppelin gibi grupların yükseldiği dönemde bundan etkilenen türk isimlerin klasik rock anlayışını kendi kültürleriyle birleştirerek anadolu rock dediğimiz bir sentezi oluşturduğunu görürüz. dünyada 60’larda ve 70’lerde yükselen rock müziğe karşılık aynı yıllarda türkiye’de anadolu rock yükselmiştir. bu dönemde karşımıza Cem Karaca, Kurtalan Ekspres, Fikret Fızılok, Erkin Koray, Barış Manço, Moğollar, Haramiler, Edip Akbayram, modern folk üçlüsü gibi isimler çıkar. nasıl ki 90’lara gelindiğinde dünyada klasik rock anlayışı yerini alternative rock, progressive rock gibi daha modern bir rock anlayışına bırakmış ve muse, snow patrol, coldplay, evanescence gibi gruplar ön plana çıkmış; türkiye’de de 90’lar ve 2000’lerde anadolu rock anlayışı terk edilerek modern rock eğilimi başlamıştır. mor ve ötesi, vega, redd, kargo, gripin, kurban, manga gibi gruplar bu dönemde yükselişe geçti.

Ancak hiçbir zaman zirveye ulaşamadılar. Rock, hiçbir dönemde türkiye’nin bir numaralı müziği olmadı. ilk üçe girdiği zamanlar oldu. çok büyük isimler çıkardı ama “ülkenin en çok dinlenen müziği” unvanını alamadı. 2010’lara gelindiğinde en çok dinlenen beş müzik türünün bile arasında değildi. bu da şarkıcıların ve yapımcıların kararlarını finansal olarak etkiledi. rock yerine onlara daha fazla kâr sağlayacak müzik türlerine yöneldiler. rock yapmaya devam edenler de satma kaygısıyla müziklerini popla harmanladı.

Replikas

peki biz rock kültürü dediğimizde ne kastediyoruz?

Siyasi/sosyal duruş, giyim tarzı, şarkıcı/grupla özdeşleşmiş performans şekli, konser anlayışı, psikolojik etkenler, seks ve bağımlılık. rock müzik, farklı bir tarafı ortaya koyma ihtiyacı hisseder. pop gibi amacı kitleleri birbirine benzetmek değil, birbirinden farklılaştırmaktır. rock müzikten beklenen romantik şarkılar ya da dans parçaları değildir. “anı yaşama” çabası vardır. bunun yanı sıra birçok rock grubu ve şarkıcısı ortaya sosyal mesaj koymuştur. farklılık yaratmaya çalışmışlardır. siyasi konulara değinmişlerdir. işte bu bizim kültürümüzde yok. anadolu rock şarkıcıları zamanında bu tür şarkılar yaptılar. 2000’lerin başında bazı gruplar da cambaz gibi şarkılar ortaya koydular ancak son zamanlarda bu anlayış bitti. ikinci konu rock’çılarla özdeşleşen giyim tarzları ki bu türkiye’de hiç olmadı. sadece alışılmışın dışına çıkan bir iki isim oldu, o kadar. şarkıcıların dışında kitlelere de o kadar yayılmadı. sahne performansı da aynı şekilde sınırlı kaldı. rock’çıların çoğunluğu için 2000’lerin başındaki “tarkan dansı” gibi özdeşleşen bir performans tarzından bahsedemeyiz ya da şu örnekte olduğu gibi:

Seks ve bağımlılıkla ilgili ise şuna dikkat çekmek gerekir: bu, “rock yapmak için bunları yapıyor olmak” demek değil. birçok rock’çının ortak özelliğinden bahsediyoruz. şarkılar bu konuları içerir, yüksek alkollüyken yazılan birçok rock şarkısı vardır. bağımlılıkla mücadele eden rock’çıların listesi gerçekten çok uzun. john lennon, paul mccartney, elton john, bob dylan, jerry garcia, stevie nicks, jimmy page, keith richards, bon scott, eric clapton, david bowie, pete townshend, brian wilson, carl wilson, dennis wilson, steven tyler, scott weiland, sly stone, ozzy osbourne, mötley crüe, layne staley, kurt cobain bunlardan bazıları. “rock yapanlar bu tür eğilimleri olur” anlamından ziyade “bu tür eğilimleri olan genelde kendilerini ifade etmek için rock müziği tercih etmiştir” demek daha doğru bir ifade. e, doğal olarak bu süreç yaptıkları şarkıları da etkiledi. türkiye’de bunun en iyi örneklerinden biri teoman’dır. lakin genel anlamda bu ülkede gördüğümüz bir eğilim değil. rock’ın temelinde yatan o belirleyici unsurların çoğu bu ülkenin kültüründe yer almıyor.

“ama türkiye’de rock müzik var.”

var mı gerçekten? anadolu rock bunun en eşsiz örneği ve sanırım gerçek rock’a yaklaşabildiğimiz tek müzik hareketi. bizim müziğimizdeki “rock şarkılarının” çoğunu abd ve ingiltere’de çalsanız o şarkıları hangi kategoriye koyarlar, biliyor musunuz? pop rock kategorisine. ve pop rock, popun bir alt türüdür.

işte bu da bir diğer sorun. bunu kim başlattı bilmiyorum. sektörün önde gelen isimleri mi karar verdi, kral tv mi yaptı, başka bir etken mi var bilemem ama bize “bakın, bu şarkıcı rock’çı” diye gösterdikleri isimlerin yarısı aslında popçu. alışılmışın dışında pop yapan herkesi rock’çı olarak kakaladılar. bugün rock’çı dediğimiz isimlerin ilk albümleri bildiğiniz pop/pop rock tarzında.

Her şey bir yana, rock ülkemizde pop gibi geniş kitlelere uzanamadı. 2010’lara geldiğimizde ilgi daha da azaldı. son on yılda piyasaya çıkmış kaç “büyük” rock şarkıcısı ve albümünden bahsedebiliriz? pop, fantezi pop, arabesk pop, pop rock, discopop, edm ve rap’in yükseldiği bir dönemde rock hiç olmadığı kadar arka planda kaldı. bu durum, yapımcıları ve şarkıcıları rock’tan daha da uzaklaştırdı. büyük paralar kazanamayacakları projeler yapmak istemediler. böylece 2000’lerin ortalarına kadar parmak uçlarıyla tutunduğumuz bir parça rock müziği de kaybetmiş olduk.

https://seyler.eksisozluk.com/turk-rock-muzigi-neden-yillar-boyunca-saglam-bir-gelisim-gosteremedi

Reply